12 Temmuz 2015 Pazar
3 Mart 2014 Pazartesi
25 Şubat 2014 Salı
Orhan Gazi 1324-1362 Tarih Şeridi (Timeline)
Orhan Bey; 1281, Söğüt – Mart 1362, Bursa
Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Gazi ve Malhun Hatun'un oğludur. Sarışın, uzun boylu ve mavi gözlü, halk tarafından çok sevilen, ulemaya saygılı, merhametli bir hükümdar olarak tanımlanır. Sık sık halkın arasına karıştığı, ve dertlerini dinlediği söylenir. Babası Osman Gazi'nin vefatı üzerine 1324'te bey olmuştur. Orhan Gazi'ye dinin kahramanı manasına gelen Şücaeddin lakabı verilmiştir.
Osmanoğullarının en uzun ömürlüsü olan Orhan Bey'in çocukluğu ve gençliği bilinmemektedir. Nasıl yetiștiği, nasıl eğitim aldıği, hatta okur yazar olup olmadığı bilinmemektedir. Osmanlı tarihlerinde adının ilk geçişi 1298'de Nilüfer Hatun (Yarhisar Tekfuru kızı Holofira) ile evlendirilmesi nedeniyle olmuştur. 1300'de Köprühisar'in fethinde bulunmuş ve Karacahisar uçbeyliği verilmiştir. Osman Bey oğlunu emir-i kebir (beylerbeyi) rütbesi ile küçük beylik ordusuna komutan atamış ve bundan sonraki babasının her askerî eylemine katılmıştır.
Aşıkpaşazade, Oruç Bey, Nesri gibi ilk Osmanli tarihçileri ve geleneksel kabul edilen anlatıma göre Beylik ileri gelenleri ve Osman Bey'in çocukları Osman Bey'in ölümü ardından bir toplantı yapmışlar; bu toplantıda Orhan Bey kardeşi Alaaddin'in Bey olmasını önermiş ama Aleaddin bunu kabul etmeyip, kardeşi Orhan'ın askerî başarılarınından dolayi, devlet ileri gelenlerinin uygun gördüğü gibi küçük kardeşi Orhan'ı Beylik tahtınamü nasip gördüğünü ifade etmiş ve böylece Orhan tahta geçmiştir.
Adına kesilen ilk Osmanlı akçe sikkesi Rebievvel 724 (Şubat 1324) tarihi taşımakta ve Orhan'in en geç bu tarihte Bey olduğuna kanıt sağlamaktadır.
Orhan Gazi'ye bey olduktan sonra "Şücaeddin", "İhtiyareddin" ve "Seyfeddin" sanlari verilmiştir. Adına tuğra çekilen ilk Osmanli beyidir.
6 Haziran 2013 Perşembe
Mecidiye Köşkü
Padişahlar tarafından Topkapı'da yaptırılan son köşktür. 1840 yılında Abdülmecit yaptırtmıştır. Bu dönemde, Osmanlı ailesinin kaldığı yer Dolmabahçe idi, ancak cülus törenleri hâlâ Topkapı'da yapılırdı.
Esvap Odası
1859 tarihli yapı esvap odasıdır. Padişah, kutsal emanetleri ziyaret etmeden önce burada giyinirdi. Solunuzda, küçük sofa cami bulunur ve bu yapı 19 asır başı, Mahmut II dönemine aittir.
Sofa Köşkü
Sofa köşkü, 17. asır sonuna doğru Sadrazam Kara Mustafa Paşa döneminde yapılmıştır. Muhtemelen, lale festivali ve bahçede düzenlenen oyunlar esnasında padişaha tribün görevi görmekteydi.
Bağdat Köşkü
Bağdat köşkü terasın uç kısmında yer alır. 1639 yılında, Murat IV tarafından Bağdat fethini kutlamak için yaptırılmıştır. Geniş bir sundurmaya sahip çatısı bir seri sütun tarafından taşınır. Hem dış cephesi, hem de iç mekan duvarları mavi-beyaz İznik çinileri ile kaplı. Çinilerden bazıları köşkten daha eskiye tarihleniyor.
İftariye Kameriyesi
Altın kaplama bronz İftariye’yi, 1640 yılında Deli İbrahim yaptırdı. Tepeliği yaldızlı tunçtandır, tekne şeklinde olup 4 sütun tarafından taşınır. Mevsim müsait olduğunda, padişah İbrahim ramazan ayında iftarını burada açardı.
Sünnet Odası
Sünnet odası, 1641 yılında Deli İbrahim tarafından yaptırıldı. Dikdörtgen planlı bu köşkün iç ve dış duvarları İznik çinileri ile kaplıdır. Bu yapının geç bir dönemde sünnet odası ismini alması, 18. asırda Ahmet III'ün oğullarının sünnet düğününde kullanılmış olması nedeniyledir.
Revan Köşkü
Bu sekizgen planlı, dışı mermer içi ise İznik çinileri ile kaplı bir köşktür. Murat IV tarafından Revan, bugün Ermenistan’ın başkenti olan Erivan şehrinin fethinin anısına yaptırılmıştır. Bu köşk aynı zamanda, sarık odası olarak da adlandırılmıştır. Sarıklar bir dönem burada muhafaza edilmiştir. Has odanın yılda bir büyük temizliği esnasında, hırka-i şerif ve diğer kutsal emanetler buraya konurdu.
4. Avlu ve Köşkler
Sarayın 4 avlusuna ulaşmak için bekçiler tarafından gözetlenen bir anıtsal kapı mevcut değildi, çünkü ziyaretçiler sarayda bu kadar uzak bir noktaya kadar gelemezlerdi. Bu bölüm kesinlikle padişahın ve yakınlarının kullanımına ayrılmıştı.
Burası avludan ziyade, teraslandırılmış geniş bir bahçe görünümündedir. İçindeki yapılar, farklı devirlerde, farklı padişahlar tarafından yaptırılmış köşklerdir.
Burası avludan ziyade, teraslandırılmış geniş bir bahçe görünümündedir. İçindeki yapılar, farklı devirlerde, farklı padişahlar tarafından yaptırılmış köşklerdir.
Portreler Seksiyonu
Portreleri koleksiyonu, Enderun talebelerinin yatakhanesinde yer alır. Salonda portelerin yanı sıra geçici minyatür ve el yazmaları sergilerini de ağırlamaktadır.
Fatih sarayına İtalyan ressamları davet ederek portre sanatının gelişimine katkıda bulunmuştur. Kendisi de Gentile Bellini'ye poz vermiştir. Resimlerin bir kısmı, orijinalleri Avrupa müzelerinde olan örneklerin kopyalarıdır. Fatih’in orijinali, Londra’daki National Gallery’dedir ve kopyası, saray ressamı Zonare tarafından yapılmıştır.
Fatih sarayına İtalyan ressamları davet ederek portre sanatının gelişimine katkıda bulunmuştur. Kendisi de Gentile Bellini'ye poz vermiştir. Resimlerin bir kısmı, orijinalleri Avrupa müzelerinde olan örneklerin kopyalarıdır. Fatih’in orijinali, Londra’daki National Gallery’dedir ve kopyası, saray ressamı Zonare tarafından yapılmıştır.
Kutsal Emanetler
Bu yapı kökeninde, Has Oda olarak yapılmıştı. 40 enderun talebesi burada padişahın şahsi hizmetindeydi. Bu gençler, enderun okulunda en yüksek seviyeye ulaşanlar arasından seçilirdi.
Kare planlı bu yapı 4 kubbe ile örtülüdür. İç bölümler 4 oda halindedir ve sağda dipteki oda Has oda idi. Sarayın Fatih döneminde inşasından, 17 asır ortalarına dek padişahlar bu odada uyumuşlardır, daha sonra ise özel yaşamları Enderun avlusundan yavaş yavaş Harem'e kaymıştır.
Hazine Fatih Köşkü
Topkapı'da oturan 3. padişah olan Yavuz Selim'den itibaren, sarayda lüks zevki yayılmaya başlar. Selim I ve oğlu Kanuni'nin kuyumculuk sanatını öğrenmeyi seçmişlerdir. Böylece kuyumculuk mesleğine özel bir prestij sağladılar. Bu önemin sembolü olarak, Topkapı kuyumcu atölyeleri birinci avluda sikkelerin basıldığı atölyenin yanında yer alırdı.
Padişahın ve sarayın isteklerine cevap ermek için, imparatorluk kuyumcuları çoğu zaman değerli taşlarla bezenmiş altın ve gümüşten göz kamaştırıcı eserler yaratmıştır
İmparatorluk hazinesi, 17. yüzyıl sonlarında başlayan gerileme dönemine dek seferlerden gelen savaş ganimetleri ile zenginleşirdi.
Yabancı krallar, imparatorlar ve elçiler de ülkeyi ziyaretleri ya da tahta çıkış törenleri vesileleri ile padişahlara değerli armağanlar sunarlardı.
Hazine 4 salona bölünmüştür ve 15. asra tarihlenen bu binanın Fatih köşkü olarak adlandırılma nedeni, kendi özel dairelerinin nüvesi olarak burayı inşa ettiren Fatih Sultan Mehmet'tir. Bu salonlar en baştan beri, padişahların özel hazinelerinin zenginliklerini barındırmışlar, bodrum kattaki odalar tarihin bazı anlarında değerli eşyalarla dolup taşmıştır.
Kaftanlar Seferli Koğuşu
Enderun talebelerinin bu eski koğuşu, günümüzde tören kaftanlarını ve çeşitli Osmanlı kumaşları örneklerini barındırır.
sultanın savaşlardaki yakın korumaları olan seferli'lerin koğuşlarıydı. 3. avlunun binalarında Fatih yaşları 15 ile 30 arası yaklaşık 400 genci bir araya getirmişti. Amaç onları devletin idari ve askeri en üst düzeydeki görevlerine hazırlamaktı.
Bu bölümde bazı yastık kılıfları çatmadandır. Çatma dünyaca ünlü altın motiflerle bezeli kırmızı kadife bir dekorasyon kumaşıdır. Burada sergilenen kaftanları Fatih'ten başlayan kronolojik bir sırada görmek mümkündür. Osmanlı padişahları aynı zamanda halife unvanını da taşırlardı ve Sünni Müslümanların şefiydiler. Elbiseleri kutsal olduğu inancıyla özenle korunmuştur. Bu sayede bu koleksiyon oluşabilmiştir.
III Ahmet Kütüphanesi
Bu binanın yerinde daha önceleri, havuzlu bir köşk varmış. sarayın birinci kapısı dışındaki III. Ahmet çeşmesi gibi, lale devrinin sanat anlayışını sergilemektedir. Bu çok zarif yapı, mermer levhalarla kaplı ve ona bir cami havası veren kubbelerle örtülüdür. Klasik tipteki bu kütüphane lale devrine özgü bazı motiflerle zenginleştirilmiştir. Buna örnek olarak kubbeleri süsleyen, lale biçimindeki bakırdan yapılmış alemler gösterilebilir.
Bu binanın yerinde daha önceleri, havuzlu bir köşk varmış. sarayın birinci kapısı dışındaki III. Ahmet çeşmesi gibi, lale devrinin sanat anlayışını sergilemektedir. Bu çok zarif yapı, mermer levhalarla kaplı ve ona bir cami havası veren kubbelerle örtülüdür. Klasik tipteki bu kütüphane lale devrine özgü bazı motiflerle zenginleştirilmiştir. Buna örnek olarak kubbeleri süsleyen, lale biçimindeki bakırdan yapılmış alemler gösterilebilir.
Arz Odası
Çinilerle dekore edilmiş olup, tek bir kubbeyle örtülü çatısı mermer sütunların taşıdığı geniş sundurmalarla ileri doğru taşar. Bu odanın ilk yapılışı Fatih devrindedir, ama yazıtlarından Ahmet III ve Mahmut II tarafından restore edilmiş olduğu öğrenilir. 1856 yılında bu odanın mobilyalarının büyük bir kısmını yok eden bir yangın sonrası Abdülmecit tarafından tekrar restore ettirilir. Sadece 1596 tarihli baldakini ve yaldızlı tunç şöminesi alevlerden kurtulabilmiştir.
Akağalar kapısı
Bab-u Saadet Kapısı
yani mutluluk kapısı olan bu kapı, aynı zamanda padişahın evinin kapısı sayılır ve onun özel hizmetiyle görevli olan akağalar tarafından korunurdu.
taht kapısı, akağaların koğuşlarına yakınlığı nedeniyle, akağalar kapısı, padişahın arz odasına ve saray okulu enderuna buradan girildiği için arz kapısı ve Enderun kapısı da denirdi.
Bu kapı da Fatih zamanında yapıldı fakat 16. yüzyılda restore edildi ve 18. yüzyılda rokoko tarzında yenilendi.
yani mutluluk kapısı olan bu kapı, aynı zamanda padişahın evinin kapısı sayılır ve onun özel hizmetiyle görevli olan akağalar tarafından korunurdu.
taht kapısı, akağaların koğuşlarına yakınlığı nedeniyle, akağalar kapısı, padişahın arz odasına ve saray okulu enderuna buradan girildiği için arz kapısı ve Enderun kapısı da denirdi.
Bu kapı da Fatih zamanında yapıldı fakat 16. yüzyılda restore edildi ve 18. yüzyılda rokoko tarzında yenilendi.
5 Haziran 2013 Çarşamba
Harem Araba Kapısı
Haremdeki kadınlar, saraydan dışarı çıktıklarında bu kapıdan arabalarına bindikleri için, buraya araba kapısı denirdi. Bunun dışında üç kapısı daha vardır. Bunlardan biri üçüncü avluya, diğeri dördüncü avludaki sünnet odasının da bulunduğu taşlığa, sonuncusu ise Gülhane parkı tarafındaki Çinili Köşk’e açılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























